قَالَتْ رُسُلُهُمْ اَفِي اللّٰهِ شَكٌّ فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ
“Peygamberleri dediler ki: Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe olur mu?” [1] Bu âyet-i kerime istifham-ı inkârî ile şüpheyi sorgulamakla Allah (cc) hakkında kesinlikle şüphe edilmeyeceğini ferman eder.
Bu vahdaniyet hakîkatini Bedîüzzaman Hazretleri, Tabiat Risalesi’nde sebr ve taksim[2] denilen en kat’i bir delille başka hiçbir izaha ihtiyaç bırakmayacak derecede beyan etmiştir. Biz de ondan istifade ederek vahdaniyete dair bu yazımızda bazı açıklamalar yapmaya çalışacağız.
Evet, madem varlıklar vardır ve inkâr edilmez. Hem her bir varlık san’atlı ve hikmetli olarak vücuda gelir. Aynı zamanda varlıklar başlangıçsız değildir, sonradan oluyor. Öyleyse o varlıklar;
[1] İbrahîm, 10
[2] Sözlükte “incelemek, denemek, tahmin etmek, ölçüp takdir etmek” anlamındaki sebr ile “parçalara, kısımlara ayırmak” mânasına gelen taksîm kelimelerinden oluşan “sebr ve taksim”, terim olarak bir konuda muhtemel seçenekleri belirleyip (hasr) ardından birer birer eleyerek (hazf) tek bir seçenek bırakma yöntemini ifade eder.
Meselâ: “Âlem ya hâdis veya kadîmdir; kadîm olmadığı ispat edildiğinde zorunlu olarak hâdis olduğu anlaşılır.” denilir. TDV İslam Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı Vakıf Yayınları İşletmesi, İstanbul, 1997, c. 36, s. 255,256, ;Bu yazıda geçen, bir varlığın yaratılması hususunda dört seçenekten üçünü çürütüp birini ispat etmek de sebr ve taksime bir misaldir.


