Bir ara, Sav medresesinde çalışma yapıyorduk. Bir akşam Hafız Bekir adında bir ağabeyimiz beni aradı, dedi ki; yanımda, Cenab-ı Hakk’ın varlığına inanmayan öğretmen bir yeğenim var. Açık sözlüdür ve diyor ki; eğer Cenab-ı Hakk’ın varlığını ispat ederseniz kabul ederim. Bu ağabeyimiz, benim onunla görüşmemi arzu etti. Ben de tamam dedim. Akşam saat dokuzda Süleyman Semiz […]